|
Menopoz kısaca bir kadının 1 yıl
süre ile adetten kesilmesi olarak tanımlanabilir. İnsanlarda yaşam
süresinin uzaması ile birlikte kadınların menopozda geçirdikleri yaşam
süreside artmaktadır. Bu nedenle bu dönemde görülebilecek yakınmalara
yönelik koruyucu tedavi yöntemleri daha da önem kazanmaktadır. Gelişmiş
ülkelerde kadın yaşamının 1/3’ünü menopoz dönemi oluşturmaktadır.
Türkiye’de menopoz yaşı konusunda kesin veriler bulunmamakla birlikte,
Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir çalışmada ortalama menopoz
yaşı 51.3 yıl olarak bulunmuştur. İyi beslenemeyen, zayıf, vejeteryan,
rahimi alınan, anne karnında geri kalan ve yüksek yerlerde yaşayan
kadınlarda menopoz yaşı biraz daha erken olabilmektedir. Ayrıca sigara
içen kadınlar menopoza daha erken girmektedir.
Menopozda Görülen
Belirtiler
-
Vazomotor Belirtiler: Vazomotor
belirtilerin en tipik örneği ateş basmasıdır. Ateş basmasında baş, boyun
ve göğüs bölgesinde ani kızarıklık, vücut ısısında artış ve daha sonra
aşırı bir terleme ile karakterizedir. Bu değişiklikler genellikle birkaç
saniye sürmekle beraber, bazen bir saatte kadar uzayabilir. Genellikle
1-2 yıl sürmesine karşılık, kadınların % 25’inde 5 yıldan daha uzun
sürebilir. Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, en önemli faktörün
östrojen hormonu seviyesindeki düşme olduğu düşünülmektedir.
-
Atrofik Değişiklikler: Bu
değişikliklere bağlı olarak vajina ve idrar yollarını örten epitel
tabakasında incelme ve esneklik kaybı görülür. Ayrıca vajinada kuruluk
yine görülen belirtilerden birisidir.
-
Psikofizyolojik Değişiklikler:
Menopozda ruhsal problemlerin artığına dair genel bir kanı olmasına
karşın, yapılan çalışmalar bunu desteklememektedir. Ayrıca menopozda
depresyonun daha sık görüldüğü görüşüde artık kabul edilmemektedir.
Ancak ateş basmalarına bağlı olarak hastanın uyku kalitesi ve dolayısı
ile günlük yaşam kalitesinde bir bozulma görülebilir. Hormon replasmanı
ile uykuya dalma zamanı azalmakta, uykunun REM dönemi uzamakta ve sonuç
olarak uyku kalitesi artmaktadır. Bu nedenle kadınlar kendisini daha iyi
hissetmektedir. Ayrıca depresyondaki menopozal hastalara depresyon
ilaçlarına ek olarak hormon tedavisi verildiğinde daha iyi bir düzelme
sağlanmaktadır.
-
Kalp-Damar hastalık riskinde
artma
-
Osteoporoz (kemik erimesi)
Tedavi
Yöntemleri
Menopozda görülen belirti ve
değişikliklere yönelik olarak ençok tercih edilen yöntemi hormon replasman
tedavisidir. Genel olarak östrojen ve progesteron hormonları birlikte
verilmektedir. Progesteron verilmesinin ana amacı östrojene bağlı olarak
artan rahim kanseri riskinin önlenmesidir. Hormon tedavisi birçok şekilde
verilebilir. Bu yöntemlerin belli başlıları şunlardır:
-
Östrojen ve progesteron içeren
hapların ardışık verilmesi
-
Östrojen ve progesteron içeren
hapların hergün birlikte verilmesi
-
Östrojenin patch şeklinde cilde
yapıştırılması ve ağızdan alınan progesteron ile kombine edilmesi
-
Bunların dışında pellet
şeklinde ciltaltına uygulama, kas içine enjeksiyon ve vajinal uygulama
gibi yöntemler nadiren kullanılmaktadır.
Bütün tedavi yöntemlerinde
günde 500 mg kalsiyum verilmesi tedavi etkinliğini artırmaktadır. Ayrıca
70 yaşın üzerindeki hastalarda günde 800 mg/gün ve güneşin az olduğu
yerlerde yaşayanlarda kış aylarında 400 mg/gün Vitamin D
önerilmektedir.
Hormon Replasman
Tedavisinin Amacı Nedir?
Hormon tedavsinin iki ana amacı
menopozla birlikte artan osteoporoz (kemik erimesi) ve kalp-damar
hastalıkları riskinin azaltılmasıdır. Bununla birlikte bazı kadınlarda
çok şiddetli olabilen ve günlük yaşamını etkileyebilecek hale gelen
sıcak basması, terleme, çarpıntı ve yorgunluk gibi yakınmaların
önlenmesidir.
Menopozda Hormon
Tedavisi Kimlere Verilir?
Menopozda hormon replasman
tedaviye engel oluşturacak bir hastalığı olmayan bütün kadınlara
önerilmektedir. Tedavi süresi şu an için yaşam boyu olarak kabul
edilmektedir. Tedaviye menopoza girdikten hemen sonra başlamak tedavi
başarısı için en uygun dönemdir. Ancak hangi yaşta olursa olsun
başlamanın yararlı olduğu gösterilmiştir.
Menopozda Hormon
Tedavisinin Yararları
-
Menopoza bağlı kemik kaybını
önler ve kemik kitlesini artırır. Buna bağlı olarak kırık riskinde
azalma olur.
-
Kalp-Damar hastalıklarının
riskini azaltır.
-
Vajina ve idrar yollarındaki
atrofik değişiklikleri önler. Bunun sonucunda seksüel yaşam üzerindede
olumlu etki gösterir.
-
Ateş basması, terleme ve
çarpıntı gibi yakınmaları önler
-
Ağızda yanma, kuruma ve kötü
tat gibi yakınmaları azaltır. Bir çalışmada diş çürüklerinde % 25 azalma
saptanmıştır.
-
Menopozda kadınlarda normalde
seste görülen kalınlaşma, östrojen kullananlarda daha az olmaktadır.
-
Görme üzerine olumlu etkileri
olduğu bildirilmektedir. Ayrıca göziçi basıncında azalmaya neden
olmaktadır.
-
İşitme fonksiyonlarındaki
azalmayı önlediği düşünülmektedir.
-
Kalın barsak kanserlerini
azaltığına dair veriler bulunmaktadır.
-
Alzheimer hastalığı riskini
azaltığına dair veriler bulunmaktadır.
-
Uyku kalitesini artırmaktadır.
Kimlere Hormon
Tedavisi Verilmez?
-
Rahim Kanseri Nedeniyle Tedavi
Edilen Hastalar : Bu
hastaların bir bölümüne hormon tedavisi başlanabilir. Nüks olasılığı
yüksek olan hastalarda tedavi sonrası 5 yıl beklendikten sonra eğer nüks
yoksa hormon replasmanına başlanabilir. Hormona duyarlı olmayan tümörü
olan hastalarda tedaviye hemen başlanabilir.
-
Meme Kanseri Olan
Hastalar : Bu konuda henüz bir
görüş birliği bulunmamaktadır.
-
Kalp-Damar Hastalığı
Olanlar : Yapılan çalışmalarda
östrojen tedavisinin koroner anjioplasti yapılan kadınlarda damarların
yeniden tıkanma olasılığını azaltığını görülmüştür. Ayrıca östrojenin
kandaki kolesterol düzeyleri damar duvarı üzerindeki olumlu etkileri
nedeniyle bu hastalarda östrojen başlamanın sakıncası yoktur.
-
Diabetik
Hastalar : Bu hastalarda kalp
hastalıklarının görülme riski artmaktadır. Östrojenin kalp hastalıkları
riskini azaltması ve insüline karşı duyarlılığı artırması dolayısı ile
bu hastalara başlanmasının yararlı olduğu düşünülmektedir.
-
Karaciğer
Hastalıkları : Aktif karaciğer
hastalığı olmayan hastalarda tedaviye başlanabilir. Eğer hastanın kronik
bir karaciğer hastalığı var ise hormon tedavisine başlandıktan 1 ve 6 ay
sonra karaciğer fonksiyon testlerine bakılması ve bir bozulma izlenmezse
hormon tedavisine devam edilmesi önerilmektedir.
-
Kontrol altındaki
hipertansiyon, sigara kullanımı ve varis tedavi için bir engel
oluşturmaz .
-
Migren i olan
hastalarda hormon seviyelerindeki değişikliklere bağlı olarak ağrı
nöbetleri görülebilir. Bu nedenle hergün alınan devamlı tedavi
yönteminin tercih edilmesi daha uygundur.
-
Daha önce hiçibir neden
olmaksızın tromboemboli (damarda kanın pıhtılaşması ve bunun
diğer organlara pıhtı şeklinde atılması )geçiren veya aktif
tromboembolisi olan, aktif karaciğer hastalığı olan hastalara kesin
olarak önerilmemektedir.
Sık Sorulan
Sorular
Hormon tedavisi
rahim kanserine neden olur mu?
Hayır
Hormon Tedavisi
Meme Kanserine Neden Olur mu?
Bu konu henüz tam olarak açıklığa
kavuşturulmamıştır. Yapılan çalışmalarda en az beş yıl süre ile hormon
tedavis alan hastalarda riskte bir artma olduğu görülmüştür. Ancak birçok
çalışmada riskte bir artma bulunmamıştır. Ayrıca hormon tedavisi sırasında
meme kanseri saptanan hastalarda yaşam süresi genellikle daha uzundur.
Sonuç olarak yarar/zarar oranı gözönünde bulundurulduğunda hormon tedavisi
almanın daha yararlı olduğu düşünülmektedir.
Ailesinde meme
kanserli yakını olan kadınlar bu tedaviyi alabilirler
mi?
Evet.
Myomu olan
kadınlara hormon tedavisi başlanabilir mi?
Evet.
Hormon Tedavisi
Kilo aldırır mı?
Hayır.
Tedaviye Başlamadan
Önce Kemik Yoğunluğuna Bakılması gerekli midir?
Bütün menopozdaki kadınlarda
gerekli değildir. Hastanın tedaviyi kabullenmesini kolaylaştırmak, Kemik
kaybı için risk faktörü bulunan (örn. Yeme bozuklukları, sigara kullanımı)
olan hastalarda tedavi yanıtını değerlendirmek, kemik kaybına yol
açabilecek ilaç tedavisi alan hastalarda (tiroid hormonu, steroid ve
heparin kullanımı gibi), osteoporozu olan hastalarda, vücudunda kırığı
olan ve 65 yaşın üzerindeki hastalarda tedaviye başlamadan kemik
yoğunluğuna bakılabilir. |